Skip to main content

Posts

Çernobil: 26 Nisan 1986, 01:23:40

  Üç hafta önce Çernobil faciasının yıl dönümüydü. Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine (SSCB) bağlı Pripyat şehri yakınlarında bulunan Nükleer Santralin 4 numaralı reaktöründe kaza yaşanmıştı. Nükleer enerji ile ilgili görüşlerimi sizlerle önceki yazılarımda paylaşmıştım. [i] Sözkonusu kaza, nükleer kazalar içinde kayıtlara geçen en büyük kazalardan biridir. Kaza sonrasında 500,000 den fazla kişinin kazaya müdahalede bulunduğu ve birçoğunun da radyasyona maruz kaldığı bilinmektedir. Kazadan sonra havaya karışan ve taşınan radyasyondan binlerce kişi etkilenmiştir. Ölen kişi sayısında tam rakam verilemese de, bazı kaynaklar, yüzbin civarında kişinin radyasyondan öldüğünü iddia etmektedir. SSCB resmi rakamlarına göre ise ölen kişi sayısı yalnızca 31 kişidir. Bölgeden tahliye edilen kişi sayısı ise 350000-400000’dür. Kazanın oluşumu aslında bir test sırasında gerçekleşmiştir. Bir dizi hatalar zinciri böylesi bir felaketin yaşanmasına neden olmuştur. Nükleer çekirdekte yaşanan erim...
Recent posts

SALGIN, ÇEVRE ve SONRASI

  İlk Covid vakasının üzerinden aylar geçti. Aşılar bulundu ama bu virüse karşı hala kalıcı bir çözüm bulunamadı. Yaşanan süreç insanların sosyal yaşamlarını, ekonomik durumlarını ve sağlıklarını etkiledi. Peki bu salgının çevreye etkileri ne oldu? Öncellikle yaşadığımız yeni koronavirüs aslında Ebola, AIDS, SARS, kuş gribi ve domuz gribi gibi son dönemde ortaya çıkan hastalıkların sonuncusudur. Tüm bu hastalıkların ortak özelliği ise hayvan kaynaklı olmalarıdır. İnsanların doğayla olan yanlış etkileşimleri aslında yine insanları olumsuz etkilemiştir. Dünyadaki ormanların hızla yok edilmesi, canlıların yaşam alanlarının azalması ve buna bağlı olarak canlı nüfusunun azalması, kaçak avcılık, bazı türlerin yok olması ve canlı ticaretinin artması (özellikle yaban hayvanlarının) ile hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda artış olduğu görülmektedir. Küreselleşen ve yaşamın hızlandığı dünyada, bir bölgede başlayan hastalıklar bölgesel olmaktan çıkıp hızla küresel salgına dönüşebilme...

AH BU SICAKLAR

Yaz geldi gidiyor ve herkes sıcak havalardan şikayetçi. Sosyal paylaşım sitelerinde birçok sıcaklık değerleri paylaşıldı. KKTC’de ilk kez Çalışma Bakanlığı belli saatlerde güneş altında çalışılmasını yasakladı. Ama aslında biz çevre bilimciler için sıcaklıkların artması pek de süpriz değil, hatta öngörülen birşey. İklim değişikliği tartışmalarının çıktığı ilk dönemlerde bilim dünyası ikiye bölünmüştü. Çevreciler başını çektiği grup iklim değişikliğinin bir gerçek olduğunu ve buna sebep verenin ise biz insanlar olduğunu iddia ederken, karşı grup ise bunun aksine iklim değişikliği olmadığını iddia etmekteydi. Ancak artık günümüzde yapılan yeni birçok bilim çalışma ile iklim değişikliği bilim dünyası tarafından da kabul edildi. Hatta öyle ki uluslararası antlaşmalarla küresel ısınmayı belli bir seviyede tutmayı hedeflediler ve bu konuda önlemler almaya başladılar. Özellikle AB ülkeleri iklim değişikliği nedeniyle öncellikle sera gazı emisyonlarını azaltma yönünde çalışmaya başladıla...

NÜKLEER ENERJİ

NÜKLEER ENERJİ Daha dokuz yaşında bir çocuktum ilk kez Çernobil kazasını duyduğumda. Yıl 1986. Nükleer enerjinin ne olduğunu bilmiyordum. Aklımda kalan tek şey Türkiye’deki çaylara radyasyon bulaşıp bulaşmadığı ile ilgili tartışmalardı. Hatta şimdi adını hatılayamadığım dönemin bir Bakanı, çayların güvenilir olduğunu göstermek için basın önünde çay içerek poz vermiş ve herkesi gönül rahatlığıyla çayları tüketebileceğini açıklamıştı. Daha sonra ise bu tartışmalar yavaş yavaş azalıp gündemdeki yerini kaybetmişti. Bugün araştırdığımda bu Bakanının isminin Cahit Aral olduğunu ve 84 yaşında kalp yetmezliğinden öldüğünü öğrendim. Bugünkü araştırmalarıma devam ettiğimde; Türk Tabipler Birliği'nin ilk baskısı Nisan 2006'da yapılan "Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser" başlıklı raporunda Çernobil ile sadece Karadeniz bölgesindeki Kanser vakaları arasındaki ilişki ortaya konulduğunu görmekteyim. Raporda, Çernobil'deki patlama sonrasında (Kaza, 26 N...

Let’s Do It- “Hade temizleylim” !!!

Bu yıl 5 Haziran Dünya Çevre günü “Let’s Do It” “Hade Yapalım” çöp temizlik kampanyası ile kutlandı. Kişisel olarak temizlik kampanyalarının farkındalık yarattığına inanan birisi değilim. Özellikle tamamıyla gönüllülük ilkesine göre yapılan bir kampanyada katılımcıların etraflarına çöp atan kişiler olmadığını düşünmekteyim. Ancak çevreyi seven ve elinden geldiğince korumaya çalışan bir kişi olarak böyle bir kampanyaya katılmamak elimde değildi açıkcası. Sonuçta iyisiyle kötüsüyle” let’s do it”, yani “hade yapalım” temizlik kampanyasını tamamladık. Estonya’da başlatılan ve Avrupa’nın birçok ülkesinde yapılan temizlik kampanyasına böylece bu sene ülkemiz de katılmış oldu. Sayıları binleri bulan gönüllüler, yolları, plajları ve tarihi eserleri ellerinden geldiğince temizlediler. Bu organizasyona katkı koyan sivil toplum ve kamu kurum ve kuruluşlardaki tüm arkadaşlara gönülden teşekkürler. Bir teşekkür de organizasyon komitesindeki arkadaşlara. Biliyorum ki sabah akşam demeden saatleri...

Belediyelerimiz

Kış mevsiminde yağan bazı sağanak yağışlar sonrası yine bildik su taşkını görüntüleriyle karşılaştık. Yaşanan su baskınlarına son örnek geçtiğimiz ay Girne bölgesinde yaşanan su taşkınları verilebilir. Konuyla ilgili fotoğraflar sosyal medyada bolca paylaşıldı. Bu görüntüleri sadece Girne bölgesinde değil, farklı zamanlarda diğer belediyelerimizde de görmek mümkün. Genelde yetersiz altyapılar nedeniyle yaşanan su taşkınları, kuraklık yaşayan bir ada için çok acı aslında. Yıl genelinde yaşanan su kıtlığının azalması için yağmura ihtiyaç duyan adamızda, neredeyse her yağmurda yaşanan su taşkınları nedeniyle vatandaşlar olarak bizler yağmur yağmasın diye dua edecek duruma geldik. Bir kentin birçok altyapısını projelendirme ve uygulama yetkisini yasalarla alan belediyelerimiz, ne yazık ki iş uygulamaya gelince bu konuda sıkıntılar yaşamaktadır. Kanımca bunun sebebi sadece yaşadıkları mali sıkıntılar değil, Başkanların önceliklerinin altyapı olmamasıdır. Birçok Belediye Başkanına göre a...

SU, ÇEVRE VE TARIM KONGRESİNİN ARDINDAN

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Maden, Metalurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve benim de bağlı bulunduğum Çevre Mühendisleri Odasının düzenlediği “Su, Çevre ve Tarım Kongresi”ne katıldık. Ülkemiz için gerçekten önemli olan bu üç konuda yapılan sunumlar ve sunumlar sonrası yapılan tartışmalar faydalıydı diye düşünüyorum. Özellikle açılış oturumuna ilgili devlet yetkililerinin katılımı (Cumhurbaşkanı, 2. Cumhurbaşkanı, Çevre Bakanı, Tarım Bakanı, Çalışma Bakanı ve ilgili Müdürler) ve kamuoyuna verdiği mesajlar, gelecekle ilgili bizlere bazı ipuçları vermiştir. Bilindiği üzere su dünyamızda kıt bir kaynaktır. Ancak değişen iklim koşulları ile azalan yağışlar yüzünden daha da azalan su kaynakları, bir de insan faaliyetleri ile kirletilmekte ve kullanılamaz hale gelmektedir. Bu nedenle bilim insanları, önümüzdeki dönemde suyun daha da bir kıt kaynak olacağını düşünmektedir. Akdeniz’de bir ada olan Kıbrıs’ta ise su kaynaklarıyl...

Yeni Yıl ve Avrupa Birliği Çevre Öncelikleri

Geçtiğimiz yılı acısıyla tatlısıyla bitirdik. Özellikle çevre açısından birçok sorunun yaşandığı ülkemizde, geçtiğimiz yıl sanırım Aksa Enerji şirketinde yaşanan kaza ve sonrasındaki çevre kirliliği ile Yeşilırmak bölgesinde yaşanan orman yangını iki kötü olay olarak hatırda kalacaktır. Umarım hem bizler hem de çevremiz için önümüzdeki yıl, geçtiğimiz yıldan daha iyi geçer. Bu yazımda önümüzdeki dönemde çevre konularında bizlere genel bir fikir vermesi açısından Avrupa Birliğinin önceliklerine değinmek istedim. Geçtiğimiz yılın son döneminde Avrupa Birliği çevre ile ilgili politikaların ve önceliklerin belirlendiği 2014-2020 yılları arasında geçerli olan yedinci çevre eylem programını onayladı. Avrupa Birliğinin önümüzdeki yedi yıllık çevre ve iklim değişikliği politikalarını belirleyen “Gezegenimizin sınırları dahilinde iyi yaşamak” isimli program daha sağlıklı çevre ve etkili kaynak ekonomisine odaklanmaktadır. Önümüzdeki yedi yılı kapsayan bu program bizlere Avrupa Birliği içe...

KIB-TEK ve ÇEVRE

KIB-TEK ve ÇEVRE Son yapılan zamlardan sonra Kıb-Tek bir kez daha gündemde. Aslında kurum yıllardır fiyat tarifeleri, üretim miktarları, özelleştirme, özerkleştirme ve yarattığı çevre kirliliği nedeni ile tartışılmakta. Hiçbir  plan ve program hazırlanmadan, ortaya veriler konmadan sadece yasa gereği veya kurum batmasın denilerek yapılan zammı kabul etmek pek mümkün değil. Ancak ben bu yazımda kuruma zam odaklı değil, çevre odaklı yaklaşmak istiyorum. Tabii ki kuruma çevre açısından bakacaksak, özellikle santrallerle ilgili bazı bilgileri ortaya koymak gerekiyor. Kurumun üretimle ilgili  kısa bir  tarihçesine bakarsak; ülkemiz, 1974’ten sonra uzun süre elektrik ihtiyacını Rum kesiminden sağlamıştır. Bu enerjinin kesilebileceği düşüncesiyle ilk üretim santrali Dikmen köyü civarına, daha sonra ise Teknecik bölgesine inşa edilmiştir. 1977 yılında bu iki santralin kurulu gücü 30 MW olan gaz türbin santralleri idi ve ikisi de yeniydi. 1982 yılına kadar Rum tarafından ge...

AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90.yıl kutlamalalarında asrın projesi olarak adlandırılan Marmaray Projesi ön plana çıkarken, yine ayni gün arka planda Sinop’a yapılacak ikinci nükleer santralle ilgili antlaşma Japonya ile imzalanmıştır. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı ile yaptığı basın toplantısında; “ Kaza hiçbir zaman yüzde 100 yoktur' denilemez, milyonda 1 de olsa böyle bir tehlike, böyle bir kaza olabilir. Bunları da görmemezlikten gelmek mümkün değil. Onun için de biz şu anda böyle bir nükleer enerjinin olması gereğine inanıyorsak, bu adımı atarız. Nitekim birinci adımımızı, Rusya Federasyonu ile attık. İkinci adımı da şu anda Japonya ile atıyoruz ve şu andaki bütün arzumuz, hızla bu yatırımı gerçekleştirebilmektir" dedi. Aslında burada sanırım biz Kıbrıslıları ilgilendiren Rusya Federasyonu ile yapılan antlaşmadır. Mersin’in Gülnar ilçesinde bulunan Akkuyu mevkiinde inşa edilecek olan nükleer enerji santrali ile ilgili, Rus şirket ROS...