Skip to main content

Posts

Let’s Do It- “Hade temizleylim” !!!

Bu yıl 5 Haziran Dünya Çevre günü “Let’s Do It” “Hade Yapalım” çöp temizlik kampanyası ile kutlandı. Kişisel olarak temizlik kampanyalarının farkındalık yarattığına inanan birisi değilim. Özellikle tamamıyla gönüllülük ilkesine göre yapılan bir kampanyada katılımcıların etraflarına çöp atan kişiler olmadığını düşünmekteyim. Ancak çevreyi seven ve elinden geldiğince korumaya çalışan bir kişi olarak böyle bir kampanyaya katılmamak elimde değildi açıkcası. Sonuçta iyisiyle kötüsüyle” let’s do it”, yani “hade yapalım” temizlik kampanyasını tamamladık. Estonya’da başlatılan ve Avrupa’nın birçok ülkesinde yapılan temizlik kampanyasına böylece bu sene ülkemiz de katılmış oldu. Sayıları binleri bulan gönüllüler, yolları, plajları ve tarihi eserleri ellerinden geldiğince temizlediler. Bu organizasyona katkı koyan sivil toplum ve kamu kurum ve kuruluşlardaki tüm arkadaşlara gönülden teşekkürler. Bir teşekkür de organizasyon komitesindeki arkadaşlara. Biliyorum ki sabah akşam demeden saatleri...

Belediyelerimiz

Kış mevsiminde yağan bazı sağanak yağışlar sonrası yine bildik su taşkını görüntüleriyle karşılaştık. Yaşanan su baskınlarına son örnek geçtiğimiz ay Girne bölgesinde yaşanan su taşkınları verilebilir. Konuyla ilgili fotoğraflar sosyal medyada bolca paylaşıldı. Bu görüntüleri sadece Girne bölgesinde değil, farklı zamanlarda diğer belediyelerimizde de görmek mümkün. Genelde yetersiz altyapılar nedeniyle yaşanan su taşkınları, kuraklık yaşayan bir ada için çok acı aslında. Yıl genelinde yaşanan su kıtlığının azalması için yağmura ihtiyaç duyan adamızda, neredeyse her yağmurda yaşanan su taşkınları nedeniyle vatandaşlar olarak bizler yağmur yağmasın diye dua edecek duruma geldik. Bir kentin birçok altyapısını projelendirme ve uygulama yetkisini yasalarla alan belediyelerimiz, ne yazık ki iş uygulamaya gelince bu konuda sıkıntılar yaşamaktadır. Kanımca bunun sebebi sadece yaşadıkları mali sıkıntılar değil, Başkanların önceliklerinin altyapı olmamasıdır. Birçok Belediye Başkanına göre a...

SU, ÇEVRE VE TARIM KONGRESİNİN ARDINDAN

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Maden, Metalurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve benim de bağlı bulunduğum Çevre Mühendisleri Odasının düzenlediği “Su, Çevre ve Tarım Kongresi”ne katıldık. Ülkemiz için gerçekten önemli olan bu üç konuda yapılan sunumlar ve sunumlar sonrası yapılan tartışmalar faydalıydı diye düşünüyorum. Özellikle açılış oturumuna ilgili devlet yetkililerinin katılımı (Cumhurbaşkanı, 2. Cumhurbaşkanı, Çevre Bakanı, Tarım Bakanı, Çalışma Bakanı ve ilgili Müdürler) ve kamuoyuna verdiği mesajlar, gelecekle ilgili bizlere bazı ipuçları vermiştir. Bilindiği üzere su dünyamızda kıt bir kaynaktır. Ancak değişen iklim koşulları ile azalan yağışlar yüzünden daha da azalan su kaynakları, bir de insan faaliyetleri ile kirletilmekte ve kullanılamaz hale gelmektedir. Bu nedenle bilim insanları, önümüzdeki dönemde suyun daha da bir kıt kaynak olacağını düşünmektedir. Akdeniz’de bir ada olan Kıbrıs’ta ise su kaynaklarıyl...

Yeni Yıl ve Avrupa Birliği Çevre Öncelikleri

Geçtiğimiz yılı acısıyla tatlısıyla bitirdik. Özellikle çevre açısından birçok sorunun yaşandığı ülkemizde, geçtiğimiz yıl sanırım Aksa Enerji şirketinde yaşanan kaza ve sonrasındaki çevre kirliliği ile Yeşilırmak bölgesinde yaşanan orman yangını iki kötü olay olarak hatırda kalacaktır. Umarım hem bizler hem de çevremiz için önümüzdeki yıl, geçtiğimiz yıldan daha iyi geçer. Bu yazımda önümüzdeki dönemde çevre konularında bizlere genel bir fikir vermesi açısından Avrupa Birliğinin önceliklerine değinmek istedim. Geçtiğimiz yılın son döneminde Avrupa Birliği çevre ile ilgili politikaların ve önceliklerin belirlendiği 2014-2020 yılları arasında geçerli olan yedinci çevre eylem programını onayladı. Avrupa Birliğinin önümüzdeki yedi yıllık çevre ve iklim değişikliği politikalarını belirleyen “Gezegenimizin sınırları dahilinde iyi yaşamak” isimli program daha sağlıklı çevre ve etkili kaynak ekonomisine odaklanmaktadır. Önümüzdeki yedi yılı kapsayan bu program bizlere Avrupa Birliği içe...

KIB-TEK ve ÇEVRE

KIB-TEK ve ÇEVRE Son yapılan zamlardan sonra Kıb-Tek bir kez daha gündemde. Aslında kurum yıllardır fiyat tarifeleri, üretim miktarları, özelleştirme, özerkleştirme ve yarattığı çevre kirliliği nedeni ile tartışılmakta. Hiçbir  plan ve program hazırlanmadan, ortaya veriler konmadan sadece yasa gereği veya kurum batmasın denilerek yapılan zammı kabul etmek pek mümkün değil. Ancak ben bu yazımda kuruma zam odaklı değil, çevre odaklı yaklaşmak istiyorum. Tabii ki kuruma çevre açısından bakacaksak, özellikle santrallerle ilgili bazı bilgileri ortaya koymak gerekiyor. Kurumun üretimle ilgili  kısa bir  tarihçesine bakarsak; ülkemiz, 1974’ten sonra uzun süre elektrik ihtiyacını Rum kesiminden sağlamıştır. Bu enerjinin kesilebileceği düşüncesiyle ilk üretim santrali Dikmen köyü civarına, daha sonra ise Teknecik bölgesine inşa edilmiştir. 1977 yılında bu iki santralin kurulu gücü 30 MW olan gaz türbin santralleri idi ve ikisi de yeniydi. 1982 yılına kadar Rum tarafından ge...

AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90.yıl kutlamalalarında asrın projesi olarak adlandırılan Marmaray Projesi ön plana çıkarken, yine ayni gün arka planda Sinop’a yapılacak ikinci nükleer santralle ilgili antlaşma Japonya ile imzalanmıştır. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı ile yaptığı basın toplantısında; “ Kaza hiçbir zaman yüzde 100 yoktur' denilemez, milyonda 1 de olsa böyle bir tehlike, böyle bir kaza olabilir. Bunları da görmemezlikten gelmek mümkün değil. Onun için de biz şu anda böyle bir nükleer enerjinin olması gereğine inanıyorsak, bu adımı atarız. Nitekim birinci adımımızı, Rusya Federasyonu ile attık. İkinci adımı da şu anda Japonya ile atıyoruz ve şu andaki bütün arzumuz, hızla bu yatırımı gerçekleştirebilmektir" dedi. Aslında burada sanırım biz Kıbrıslıları ilgilendiren Rusya Federasyonu ile yapılan antlaşmadır. Mersin’in Gülnar ilçesinde bulunan Akkuyu mevkiinde inşa edilecek olan nükleer enerji santrali ile ilgili, Rus şirket ROS...

ÇEVRE YÖNETİMİ İÇİN NASIL BİR KURUM

Ülkemizde her geçen gün artan çevre sorunlarına çözüm bulunması adamızın geleceği için çok önemli. Bu çevre sorunlarının çözülebilmesi için yasal mevzuata ek olarak, bu mevzuatı hazırlayacak ve uygulayacak iyi bir kurumsal yapı olması gerekli. Ancak ne yazık ki, tüm kamu sektöründe yaşanan yapısal sorunlar, çevre sektörünün yapılanmasında da görülmekte. Biraz geçmişe bakarsak, ülkemizde ilk Çevre Yasası 1989 yılında çıkmış, Çevre Koruma Dairesi ise, bu yasayı uygulaması amacıyla 1990 yılında kurulmuştur. Daha sonra sırasıyla, eski Çevre Yasalarının yürürlükten kaldırılmaları ile 1997 ve en nihayetinde 2012 yıllarında yeni Çevre Yasası yürürlüğe girmiştir. Tabii yaklaşık 24 yıllık serüvende, yasanın temel uygulayıcısı konumundaki Çevre Bakanlığı ise çok daha uzun bir yolculuk yapmış ve genellikle zayıf bir Bakanlık olarak kalmıştır. Mevcut siyasi yapı nedeniyle “Çevre”, kurulan her hükümette, bazı örnekler verecek olursa, Spor, Gençlik, Turizm, Ekonomi, İçişleri ve Sağlık gibi konul...

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE SULAR YÜKSELİYOR. BİZ NE YAPIYORUZ?

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE SULAR YÜKSELİYOR. BİZ NE YAPIYORUZ? National Geographic Türkiye’nin son sayısının ana konusu iklim değişikliği idi. İklim değişikliğinin detaylı bir şekilde irdelendiği makelelerin ilki, suların yükselmesi konusunu irdeliyordu. Makaleye göre dünyanın son yüzyılda yarım dereceden fazla ısınmasıyla, deniz düzeyinin 20 cm yükselmesine neden olduk. Altı yıl önce yayımlanan IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) raporuna göre bu yüzyılın sonunda 58 cm yükseleceği öngörülmekte. Ancak bu öngörüde buzulların denize karışması süreci ile bazı hesaplamaların net olmadığı belirtilmekte. IPCC’nin yakın zamanda çıkması beklenen son raporunda, elde edilen yeni verilerle bu hesaplamaların biraz daha geliştirildiği ve 2100 yılında deniz yüksekliğinin bugüne göre 1 metre daha yükseleceği öngörülmekte. Ve ne acıdır ki bu tahminlerin en iyimser tahminler.... Yapılan diğer çalışmalara göre deniz düzeyi yükselme seviyelerinin daha farklı olduğu hesaplanmış. Farklı uz...

İlk yazım

Zaman zaman arkadaşlardan eleştiri aldığım oluyordu yaşanan çevre olaylarına karşı sessiz olduğumla ilgili. Bu eleştirlerin çok da haklı olmadığı inancındayım ama bu isteklerin de niye geldiğini tahmin etmekteyim. Açıkcası bir Çevre Mühendisi ve Çevre Koruma Dairesi sözleşmeli personeli olarak kendimde de pek açıklama yapma hakkını bugüne kadar doğru bulmadım. Ancak son zamanlarda yaşanan sorunlar ve gelişen olaylar bu fikrimi değiştirdi. Bir anayasal hak da olan bireylerin fikirlerini söylemesi gerçeğiyle, zaman zaman bazı fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir de işin bir başka boyutu var tabii. Bu yazıları okuyanlardan da eleştiriler geleceğini şimdiden tahmin ediyorum. Özellikle bir Daire çalışanı olarak niye yazdıklarınızı uygulamıyorsunuz da bu yazıları yazıyorsunuz diye eleştiri gelecektir. Ancak kamu yönetiminde bir çalışanın fikirlerini uygulamaya koyması sistem gereği çok zor. Bunun üst hiyerarşi tarafından benimsenmesi, politikaya, programa, plana ve uygulamaya...